21 Şubat 2012 Salı

Duydum ki Unutmuşsun Gözlerimin Rengini !

Yanıldım. Kabul ediyorum. Demek tanıyamamışım kendimi. İnsanlarla yapamadığımı unutmuşum. Yalnızım diye ağladığım yer meğer benim gibi biri için en yaşanası ortammış.

Dikiş dikmek istiyorum.
Dikiş dikmek istiyorum.
Uyumak istiyorum.
Uyanamayacağımdan korkacakları kadar uyumak istiyorum.
Dikiş dikmek için zaman istiyorum.
Uyumak istiyorum.
O beyaz çitleri görerek uyanmak istiyorum.
Küçücük, desen desen kumaşları birbirine dikmek istiyorum.
Uyumak istiyorum.
Uyumak istiyorum.
Kansere çare bulunana kadar uyumak istiyorum.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Çok Güldük !

- (Mutfaktan baba seslenir) Meteeee !
- (Mete) Ben Mete değilim, Ben1o'im.
- (Nedense Mete'ye sinirlenmiş Yunus söylenerek mutfak kapısını çarpar) Benten menten yok !Hıh !!!

8 Şubat 2012 Çarşamba

Senin tek derdin eve gelirken ne getirdiğim...


Kendi kararlarınızı aldığınız günleri görebilecek miyim? Bir masa etrafına dördümüz oturup geleceğimizi planlayabilecek miyiz?

Sizin adınıza karar vermek... 'Zor' kelimesi anlatmaya yetmiyor..

Uzar Gider

İstanbul'da çok insan var.
Florida'da insan yok.
İstanbul'da kış var.
Forida'da kış yok.
İstanbul'da trafik muamma.
Florida'da trafik yok.
İstanbul'da doktor ücretleri yüksek.
Florida'da çocukların tüm sağlık giderleri ücretsiz.
İstanbul'un havası kirli, alerjik.
Florida'nın havası temiz.
İstanbul'da ailem var.
Florida'da kimsem yok.
İstanbul'da arabam olsa da benzin zor.
Florida'da araba da kolay benzin de.
İstanbul'da iki oda.
Florida'da altı oda.
İstanbul'da terlik, bot, ayakkabı.
Florida'da sadece terlik.
İstanbul benim.
Florida onların.

1 Şubat 2012 Çarşamba

Ortadan Bölünmek İstiyorum !

Sert bir virajı döndüm. Tam rahatlıyorum derken önümdeki yol ikiye ayrıldı. Hangisinden gitsem ne yaşarım, diğer yoldan gitmemiş olmanın pişmanlığı ile başa çıkabilir miyim?... Ortadan bölün beni ! Küçük İskender'in annesi tüm sorumluluğu üstlensin !

İş Yerinde Kar







31 Ocak 2012 Salı

30 Ocak 2012 Pazartesi

Kırmızı Başlıklı Kız Masalındaki Tilkinin Karizmasını Yerle Bir Ettim !

Bildiğin korku filmi. Beş yaşındaki bir çocuğun zihninde ne korkular, ne kabuslar yaratır. Babaları yoktu, yoksa masal anlatmak onun görevidir. Zaten Mete benim masallarımı tutmaz pek. Babası her gece spontane masallar anlatır. Mete de bayılır babasının anlattıklarına. Ben şimdi ne anlatsam diye düşünürken ve Mete'ye ya beğendiremezsem endişesi ile sıkıntılı ifademle cümleye giriverdim : ''Bir varmış, bir yokmuş....'' Mete hemen atıldı. Prenses masalı anlatma. Prens olabilirmiş, yani ille de erkek. İyi dedim. En sonunda aklıma çok bildik bir masal geldi : Kırmızı Başlıklı Kız ! Ama erkek versiyonu. Kahraman içimizden biri: Ahmet !


Ahmet'in ormanda yaşayan büyükannesi (ne babaanneyi kayıralım ne anneanneyi) hastalanmış. Ahmet de ona kurabiye götürüyor. Yine sepet olayı. Önüne çıkmış kurt. Gözünü kurabiyelere dikmiş. Kestirme yoldan gidip, büyükannenin ellerini bağlamış, ağzını kapatmış dolaba saklamış. Kıyafetlerini giyip Ahmet'i beklemiş. Ahmet klasik soruları sormuş. En son ellerin neden büyük deyince, kurt, kurabiyelerini daha iyi yiyebilmek için, dediği anda büyükanne nasılsa ellerini kurtarıp uzun saplı süpürgesini kaptığı gibi dolaptan fırlamış, (işte Mete'nin çok güldüğü yer geldi) Ahmet'in poposuna poposuna vurmuş: Seni gidi terbiyesiz kurt, sen nasıl benim kurabiyelerimi yersin diye bağıra bağıra onu evden dışarı atmış. Masal da burda bitmiş.