17 Haziran 2013 Pazartesi

Kitap demeye bin sahit kitapcigimdan 4

“Lanet olsun! Lanetim Çin Seddi’ne kadar gitsin. Duvarlarına çarpıp bana geri dönsün!” diye çığlık atan Şehnaz anlatıyor.

 
Siz istediniz diye ayağa kalktım. Siz istediniz diye yürüyorum. Saçımı ikiye ayırdım. Birini örüp, diğerini dağınık bırakamadım. Sırf siz istiyorsunuz diye ikisini de ördüm.


İsteklerinize uyduğum gibi, istemediklerinize de boyun eğdim (Eğmeseydin!). İçimde yavru bir kaplan doğurdum. Keskinleşmemiş dişleriyle ne buldu ise ısırdı, tırnaklarını geçirdi. Siz istemediniz diye çığlık atmadım. Onu dışarı çıkarmadım.

 

Ben sizinle yaşamaktan usandım.

YOU HAVE NO GRACE.

 

                                                                                                (Temmuz 2004)

Kitap demeye bin sahit kitapcigimdan 3


Bir kayıktan uzanıp, parmaklarını denize dolayan Şehnaz anlatıyor.

 
Şehnaz Behice’ye “anlat artık” dedi. Doğrusu nedir? Yüreğimdeki gamı boşaltmanın yolu nedir? Günün hangi saatinde sulamalı çiçekleri? Ve elma ağacı hangi mevsim dikilir? Yaşamak için nefes alıp vermek yeterli midir?

Şehnaz Behice’ye “anlat” dedi. Boğazımdaki bu düğüm nasıl çözülür?

 

Behice anlatacak gibi oldu. Vazgeçti. Şehnaz, Behice’nin bildiklerinden şüpheye düştü.

 

 

                                                                                              (23 Ağustos 2004)

 

Kitap demeye bin sahit kitapcigimdan 2

Ben kilitli bir kapının ardında oturuyordum. Benim mantığımla, dünyanın mantığı tutmadığı için mantıksız oluyordum. Karşı evin penceresinden biri bana bakıyordu. O, konuyu bilmiyordu. Ama bakışı, mantıksız olanın ben olduğumu söylüyordu.

Benim kitap demeye bin sahit kitapcigimdan...


Kendini keşfe çıkan Şehnaz anlatıyor.

Yalnızım. Yalnız kalmayı seviyorum. Yalnız kalamayan insanları anlamıyorum. Kimseye ait değilim. Büyük salondayız, opera dinliyor, seyrediyoruz. Salon tıklım tıklım. Solumdakini ve sağımdakini tanımıyorum. Tanısam bu kadar mutlu olmayacaktım. Sırıtıyorum, sağımdaki kaçık olduğumu düşünüyor.

11 Haziran 2013 Salı

Sabah sabah !


 




Iyi ki Turkiye'ye temelli gitmisiz ve iyi ki geriye donmusuz. Allah pisman etmesin.

7 Haziran 2013 Cuma

2 Haziran 2013 Pazar

Son Gece

Ben kendimi bildim bileli hic tasinmadim. kendi evimizde oturduk yillarca. Ev bakmadik, aramadik, bulup temizlemedik, duzeltmedik.

Sonra evlendim. Ve ''Ev''lendim. Bu ev hazir bir evdi. Esimin zaten yasamakta oldugu ev. Duzeni olan bir ev. Sirin bir ev. Mutfak dolaplar tutacaklarina kucuk lacivert fiyonklar taktigim ev. Ki hic tarzim degildir aslinda, sanirim sahiplenmek, benimsemek adina yapmistim... 3-4 ay kadar kaldik bu evde.
 
Esim hala ozler cicekli koltugunu..
 

Sonra mecburiyetten tasindik 2.evimize:

 
Belki de icinde yasayacagimi hayal bile edemeyecegim bir evdi -o gune kadar-. Ustelik de 5 yil da oturduk bu evde. Ama nasil sartlarda, hangi duygularla. Hani derler ya disi seni yakar, ici beni... Her an ondan kurtulmaya calisarak yasadik icinde. Bizi cekti bir girdabin icine yara aldik, suruklendik, en sonunda kactik. Bu ev omrumun sonuna kadar bir yurek acisi olarak kalacak bende...
 
Kactik dedim ya, hem de taaa Istanbul'a kadar kactik:
 

Ayaga kalkana kadar ki 7 ay sonunda biz kuslar gibi kanat takarak bu eve tasindik. (Cok ozel birilerinin yardimiyla). Sonra yine bu evin icinde oyle bir surece girdik ki... Kendimizden eminken, once sormaya basladik sonra karar verdik, bu kez cok emin adimlarla geri donmek icin tasindik.


Okyanusu tekrar asip geldik:
Ayaklarimiz cok saglam basiyordu, emindik cunku artik olmak istedigimiz yerden, ama yine de ruzgara direnmek lazimdi. Yine yardim aldik. (Allah basimizdan eksik etmesin onlari)

Onceden kullanilmis bir evi garipsedim. Bu huyumla yeni tanistim, titizlendim, temizledik ama bir sure icime sindiremedim. Mutfaktaki bir cekmecenin bir noktasindan tutup cekince yapiskan bir seye degiyordu elim. Ne kadar temizlediysem geciremedim. 11 ay boyunca hep o noktaya denk getirmemeye calisarak actim cekmeceyi. Alistim tabi bu arada. Benimsedim, temizlendigine kanaat getirdim. Yani zaten temizdi de, ben alistim bu fikre. Kucuk, sirin, kullanisli evimiz. Iste bu gece son gecemiz bu evde. Kutular hazir, biz haziriz, alt kattaki komsu da bilseydi yarin sabah gidecegimizi , eminim o da mutlu, huzurlu bir gece gecirirdi. 4-6 yaslarindaki iki cok enerjik erkek cocuguna, alt kata insanlar yasiyor demekten ben de bikmistim artik...


Bu evin de garipligi, sitenin evlerinin bayagi eski olmasina karsilik bize cok luks imkanlar (bizim icin en azindan) saglamis olmasiydi, tenis kortu, yuzme havuzu, hic gitmemis olsam da fitness salonu... Gol kenari, manzarasi... Hatta bir minik iskelesi var ki tam fotograflik, 11 ay icinde tek kare cekmemis olmam ve sadece 2 kere gitmis olmam ne garip...

 
Bu evle ilgili en cok bu merdiven mutlu etmisti beni. Geldigimizde nerdeyse curumus bir merdiven vardi onu yikip bu tahta merdiveni yaptilar. Huzur verdi bize bu merdiven, mutluluk verdi. Guzel anilarla anacagiz bu evi.
 
Tasinacagimiz eve gelince:
Bu senenin ocak ayinda gorduk onu. O gunden beri de bekliyoruz. Bu ev buyuk bir hediye bize.
Icinde saglikla huzurla yaslanmayi hayal ediyoruz. Allah hakkimizda hayirlisini versin insallah. 

1 Haziran 2013 Cumartesi

Istanbul'um...


4. Tasinma

Kutular doldukca doluyor, evin sagina soluna diziliyor. Ama planladigimiz gibi yarin tasinabilecek miyiz bilemiyorum. Hicbirsey hazir degil, hala sorun cikiyor.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Ah azicik yetenegim olaydi ! Ah !

 
 
Evimi bu illustrasyonlarla doldurmak isterdim.
 

23 Mayıs 2013 Perşembe

Bizimki


Bu ara yazacak konum yok. Bu iyi birsey mi yoksa kotu mu diye dusundum. Dedim ki, yahu Fu, demek ki sizlanacak bir seyin yok ki yazmiyorsun, bu da iyi bir sey ! ( Bazi seyler de buranin sansurune takiliyor. Ozgurluk diye birsey yok, kend blogun bile olsa)

13 Mayıs 2013 Pazartesi

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Necefli maşrapa, ekranimda...


 
1. Basim agriyor. Gevsek, sinir bozucu bir agri. Ilaclik degil ama ayakta durmalik da degil.
2. Hamlet'i tekrar aldim elime. Bu kez sindire sindire, agir agir okumak uzere. O kadar agir ki, hic bitmeyecekmis gibi.
3. Sildigim tum maddelere selam olsun...

9 Mayıs 2013 Perşembe

Moody


Bugun nahos gunum. Uyandim, kendimi zorla kaldirip sarisini okula goturdum, ordan markete... ama once ciceklerin satildigi kapidan girdim. Dolandim, bakindim. Yumurta ve ekmegi unuttum, Yaseminleri kokladim. Hangi cicek, gunes ister, hangisi evin icini ister diye kagitlarini okudum. Bu sabah ciceklere ihtiyacim vardi...


 Yasemin alacagim ama yerine karar vermedim ki...Zaten bugunku ruh halimle herhangi birseye karar vermeme ihtimal yoktu.

Bu guzele Egzotik Melek adini vermisler. Evin onune asilabilir diye dusundum. Kanca lazim asmaya, kanca nerden bulunur, diye dusunurken acele ediyorum dedim. Dur bir tasin, sonra ciceklere kalsin is. Heves kursakta, git yumurta rafina...



Sonra anneler gunu icin ortaya cikardiklari bir suru ivir zivirin icinde sallanan sandalyeleri gordum. Icim gitti. Yine dur dedim, bekle, bekle...

Kuruntuluyumdur, ama bugunku kadar olmamistim sanirim. Dusundum, uydurdum, kurdum, suphelendim, dertlendim.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Beyoglu'm

Facebook sonunda bir ise yaradi ve eski Istanbul fotograflarini yayinlayan bir sayfa ile beni karsilastirdi: https://www.facebook.com/EskiZamanlardaIstanbulunEnGuzelFotograflari\
 
Ustelik fotograflarla ilgili yapilan yorumlar da cok ilginc. O sokakta oturan, evin sahibini bilen, komsuyu anlatan yorumlar gibi...
 
1935 Beyoglu - Sayim Gunu

Istiklal Caddesi 1960'lar

Cicek Pasaji - Akordeon calan Anahit Hanim
(Oyle guzel seyler soylemisler ki hakkinda)

Sapkacilar Pasaji - Hacopulos Pasaji
Burayi cok seviyorum, Kucuk taburelerde oturup unlu sapkacinin karsisinda (Katina idi degil mi?) kahve icmistik ablamla)

Beyoglu 1978

Beyoglu Pera

Istiklal Caddesi 1900'ler
(Ozellikle bu fotografi cok sevdim)

Beyoglu Pera 1925

29 Nisan 2013 Pazartesi

Pembe Mucize


Haftalardir, aylardir acmayan sardunyam... Sana ne oldu da acmaya karar verdin? Her ne olduysa devam etsin ve sen ac, sen ac ki komsun da acsin. Siz acin ki benim icim acilsin.. 

Babam su anda Istanbul'a dogru ucuyor.

...............

27 Nisan 2013 Cumartesi

čudno

Ruyamda Britney Spears'i gordum ! : Ne oluyor bana bilmiyorum. Havaalani seri ruyalarindan sonra unluler serisine mi gecis yaptim??? Guya arkadasmisiz Britney ile. Bir yere kadar gitmis, cep telefonlarini bana birakmis. Ben de yanlislikla icinde su kaynayan bir tencerenin icine dusuruyorum. Sonra da ahlanip vahlaniyorum arkadasima ne soyleyecegim diye....

Not: Basligin anlami : Garip (Sirpca)
Okunusu : Çudno

24 Nisan 2013 Çarşamba

Marilyn'i gordum ruyamda !



Garipti. Onun yasadigi yillardaydik. Bir arkadasimla bir bankta oturuyoruz. Tam onumuzden geciyor. Bir oglu varmis. Cocuk arabasinin arkasinda ise , bir oyuncak kuvet var, aynen cocuk arabasi buyuklugunde, ikisi pespese takilmis. Marilyn en arkada iterek yuruyor. Nasil guzel, nasil burnu havada. Tam onumuzden gecince yan tarafta bir merdiven var. Bizim guya arkadaslarimizdan iki erkek kosturup cocuk arabasi ile oyuncak kuveti merdivenden yukari cikartiyorlar. Marilyn merdivenleri cikmaya basliyor, aklima fotograf makinem geliyor nasil aceleyle cikartip cekmeye basliyorum, Marilyn merdivenleri tirmanirken arada geriye dogru bakip gulmeye, poz vermeye basliyor. Ancak iki poz yakaliyorum ve gozden kayboluyor.
Marilyn...

22 Nisan 2013 Pazartesi

Bittim bu fotografa !


Sira fotograf secmeye gelince , hemen mutfak fotograflarina bakmaya basliyorum. Aklim fikrim, tezgahta, firinda, fayansta... Sanirim bu kacinilmaz.

Ev tadilatindan baska ne var hayatimizda bir bakalim:
1- Sarisin okuldan cok ama cok bunaldi. Oyuna duskunlugu uc dort kat artti.
2- Kizil icin VPK arastirmalarimiz hizlandi. Ve sectik sanirim. Yarin kayit islemini yaptiracagiz insallah. Kizil, ne okula gitmek istiyor, ne de buyumek istiyor. Ama biraz ballandira ballandira anlatinca, hadi gidelim okula, diyor. Eger kaydini yaparsak okul saatleri 11.30 - 14.30.  Bu durumda 14.20 gibi kizil alinacak, dogruca sarisinin okuluna gidilecek, sarisin alinacak. Ikisinin okulu arasindaki mesafe 5-6 dakika.
3- Babamin Turkiye'ye donmesine 6 gun kaldi.
4- Istahim artti. Yuruyus icin firsat yaratamiyorum. Kilolar sinsi sinsi ilerliyor..
5- Bugunlerdeki hayalim su: Gece uyanmisim, su icmek icin mutfaga gidiyorum. Sari kapinin onunden geciyorum, beyaz mutfaga bakiyorum. Hic olmayacakmis gibi geliyordu ama bak canli canli karsinda diyorum kendime ic sesimle. Nerde oldugumdan emin olmak icin camdan disari bakiyorum. Sonra huzurla uykuma geri donuyorum.

18 Nisan 2013 Perşembe

Mahallenin Gediklisi


Mahallede kedi olur kopek olur, e burda sincaplara da kertenkelelere de alistik. Ama tavuskusunu gorunce sastim kaldim. Evdeyken arada bir feci bir ses duyuyoruz. Belli ki bir kusa ait ama nasil kulak tirmaliyor, nasil berbat. Ses ve goruntu bir araya hic gelmedi henuz. Aman gelmesin de. Bugun tam evden ayrilirken yine gordum arzi endam ederken.




Bir isim bulmali ... Mukadder ?

17 Nisan 2013 Çarşamba

Sabirsiz Yunkabu


Sonunda mutfak boyandi. Ust dolaplarin montaji da bugun bitti. Yarin, bir terslik olmazsa once ustler monte edilecek, sonra da alt dolaplar. Mermerci cuma gunu olcu almaya gelecek, 2-3 hafta icinde de mermeri getirip takacak. En son buzdolabi alinacak.. Sonucu oyle merak ediyorum ki...

14 Nisan 2013 Pazar

Nisanin 14'u

Menu:
Brokoli Corbasi
Firinda balik
Salata
Kara lahana dolmasi
Muzlu pasta

Durum:
Gergin

Gunun sozu:
Mi yu go hom (Kizil'a ait)

Tedavi:
Komedi Dukkani

Nasihat:
Sabir
 
Surpriz:
.....sonra

8 Nisan 2013 Pazartesi

Bir hayalim gerceklesti.

Aslinda benim o kadar cok duam, dilegim gerceklesti ki, ama sizlanmalarim hic bitmiyor tabii..(Yani maalesef) Onemli onemsiz diye ayirmazsak iste biri daha kanli canli karsimdaydi bugun : Sari kapi !
 
Ama tabii yapilacak daha cook is var. (Bu cumle bizim dilimizden hic dusmuyor bugunlerde:)

7 Nisan 2013 Pazar

Ciplak Ayaklar Hosgelsin

Ev tadilati suruyor. Bizimkiler elektrik dugmeleri, banyo muslugu, boya badana vs ile ugrasirken benim ugrastigim seyler bambaska. Simdi de su asagidakilerin derdine dustum. Bu ulkede malum evlere ayakkabi ile giriyorlar. Yani genel olarak. Ilk olarak kapiya asilan cemberi gormustum. Yesil yun/iplik adi neyse onunla cember cevriliyor, papatyalar ilistiriliyor ve minik de bir yazi ekleniyor, ciplak ayaklar hosgelsin diye. Ya galos bulundururacagim kapida, ki bu bana antipatik gozukuyor. Hadi tamirci, teslimatci, boyaci tamam da komsuya , arkadasa galos verilir mi... ayaginda galos, elinde kahve fincani... hadi sohbet et bakalim ! Olmaz ! O zaman ne yapmali, kibar bir sekilde belirtmeli bunu, hos, kirmayan hatta gulumseten -mumkunse-, tabii ki dedirtecek bir uslupla.
 



Bu ayiyi da begendim ama giris kapisina yakismayacak....


O kadar temizlige duskunsen misafir de cagirma, otur temiz evinde kendi basina, dedirtir bu levha bence.....

 
I ih bu da olmaz.

 
Bir evin kapisina uygun degil.

 
Bu fena degil. Ama yine de icime sinmedi.

 
Kesinlikle olmaz ama cesit gormek acisindan buraya ilistirdim sadece :)

 
Bak bu guzel, ama cok yazi.. renk ic karartici.


Cumle guzel, ama gorunmuyor, cok soluk.

 
Guzel, ama kapi konseptine (oy oy oy!) uymaz. 

 
Dikkat cekmeyebilir, bence goz hizasinda olmali.

 
Bu enteresan. Hatta fotografi ben cekebilirim, bizim sarisin ile kizilin ayaklarini cekerim. Altina da Barefeet welcome diye yazarim. Ayakkabinizi cikarin yerine ciplak ayaklar hosgeldi'yi tercih edecegim sanirim.

 
Cok kati.

 
Guzel, ama soluk yine.

 
Bunu sevdim.

 


 


Sonuc:
1- Sevimli olmali, nazik ifade olmali, goze sokmamali, gorunmez de olmamali
2- Renkleri kapiya uymali.
3- Evde yine de galos bulundurmali.