5 Mart 2015 Perşembe

...

Günes batiyor, ...batsin!
Icimde kar sogugu...
Semra abla topragin altinda...
Icimde isyan...
Gökyüzü kipkizil !
Dünyaya gelmek yanlis!

2 Mart 2015 Pazartesi

Very Grumpy Day


Bu sabah hangi tarafimdan kalktigim belli, ne agzimi acip bir kelime etmek istiyorum, ne de herhangi bir sey.. 

12 Şubat 2015 Perşembe

Mona Lisa 1911 de calinmis..

The Mona Lisa is stolen from the Louvre
Leonardo da Vinci’s Mona Lisa, also known as La Gioconda, is the most famous painting in the world. Quantities of effort and ink have been spent over the years on identifying who she was and deciding what her enigmatic smile signifies, what she says about femininity, if anything, and why she has no eyebrows. Leonardo took the painting with him when he was invited to France by Francis I in 1516. The king bought it and at the French Revolution it was placed in the Louvre. Napoleon took it away to hang in his bedroom, but it was returned to the Louvre afterwards.
The theft of this fabulous object in 1911 created a media sensation. The police were as baffled as everyone else. It was thought that modernist enemies of traditional art must be involved and the avant-garde poet and playwright Guillaume Apollinaire was arrested in September and questioned for a week before being released. Pablo Picasso was the next prominent suspect, but there was no evidence against him either.
Two years went by before the true culprit was discovered, an Italian petty criminal called Vincenzo Perugia who had moved to Paris in 1908 and worked at the Louvre for a time. He went to the gallery in the white smock that all the employees there wore and hid until it closed for the night when he removed the Mona Lisa from its frame. When the gallery reopened he walked unobtrusively out with the painting under his smock, attracting no attention, and took it to his lodgings in Paris.
It was not until November 1913, calling himself Leonardo Vincenzo, that Perugia wrote to an art dealer in Florence named Alfredo Geri offering to bring the painting to Italy for a reward of 500,000 lire. He travelled to Florence by train the following month, taking the Mona Lisa in a trunk, hidden beneath a false bottom. After booking into a hotel, which subsequently shrewdly changed its name to the Hotel La Gioconda, he took the painting to Geri’s gallery. Geri persuaded him to leave it for expert examination and the police arrested Perugia later that day.
Perugia apparently believed, entirely mistakenly, that the Mona Lisa  had been stolen from Florence by Napoleon and that he deserved a reward for doing his patriotic duty and returning it to its true home in Italy. That was what he said, at least. Many Italians welcomed the masterpiece home; people flocked to see it for a time at the Uffizi Gallery, some of them weeping with joy, and Perugia served only a brief prison sentence. The great painting was duly returned to the Louvre and has hung there safely and enigmatically ever since.

18 Ocak 2015 Pazar

Time- Lapse Hallerim


Hayirdir diyelim ama bugunlerde yorgunum. Ev isini kendi kendime "ha gayret" diyerek yapiyorum. Kimse ilismese, yapacak isler olmasa köseme kivrilip yatacagim ve mecbur kalmadikca hic ama kalkmayacagim. Sabah jaluzileri acmak istemiyorum. Isik istemiyorum. Kulaga depresyon gibi gelse de elle tutulur bir derdim de yok. Kasetler bazen bozulurdu da cok agir doner garip sesler cikarirlardi ya bozuk bozuk.. Iste ben de oyleyim. Bu halimden cok memnun olmam, iyi bir sey mi onu bilemedim..

1 Ocak 2015 Perşembe

1 ocak 2015

Guzeldi ilk gun

29 Aralık 2014 Pazartesi

Canim Pinterest



Kitabim geldiiiiiii !!!! Cok mutluyum, bu benim yeni yil hediyem kendime. 
Ve pinterest seni cok seviyorum, bir sürü güzel seyi (bu kitap gibi) senden ogreniyorum. Iyi ki varsin Pinterest :))

26 Aralık 2014 Cuma

23 Aralık 2014 Salı

Kus gibi


Korku.... Nasil da avuclar yuregini insanin... Nasil ipten köprülerde sag kalma dualari ettirir...

Not: yazi ve fotograf yine alakasiz.

7 Aralık 2014 Pazar

Estate Sale


Yolun kenarinda bir ufak tabela : Estate Sale. Esim bayilir, hic kacirmaz. Cünkü tüm ev esyasi satisa cikarilmistir. Bazen oyle seyler bulunur ki uygun ya da cok kelepir fiyata: radyo, dvd oynatici, matkap, testere, masa, sandalye... Benim ikinci el esya almada her zaman bir sINIrIm vardir, mesela asla elbise almam. Ama baska neleri almayip, neleri aldigimi bu memlekette ogrendim. Bizde degisik bir anlayis vardir, ikinci el almayiz, bu konuda kapaliyiz. Hatta ahbabinin getirdigi kücülmüs cocuk kiyafetlerine bile dudak bükenlerimiz yok mudur? Ben de acik degilim en azindan burdaki insanlar kadar. Burda kimse yüksünmüyor sadece estate satislarina degil, garaj satislarina, kiliselerin, yardim derneklerinin ikinci el satis dukkanlarina akin akin giderler. Benim aklim almiyor neden ikinci el giysi aldiklarina.. Ucuz desem disarda oyle indirimler oluyor ki... Ya da kalitesi dusuk bir sey al ama kullanilmamis olsun.. Ya mutfak esyasi alanlar !!!!!...... Onlara ne demeli hic bilmiyorum. 

Benim alacaklarim bellidir. Tahta ! : Masa, cerceve, elektronik alet..
Ama tabii bu benim görüsüm...

Gelelim real estate satislarina. Ya ev sahibi tasiniyor ama mesela yaslilar evine, ya ölüyor... Cünkü biz na zaman gitsek ev esyalarindan sahibinin yasli oldugunu goruyoruz. Iste benim, o evlerin icinde, garip duygularla cevrilmem de tam bu yuzden! Bir kere sanki birinin evine izinsiz girmis gibiyim, cünkü tüm kisiler esyalari orda! Hirsiz gibi de degil tam ölü soyucu , firsatci, yagmaci gibi hissediyorum kendimi. Herkes ( real estate olan evi bulmak zor degildir cunku evin onu araba kayniyordur, nerdeyse butun arabalar o eve gidiyordur.) kelepir birseyler bakinirken ben su hislerle dolanmaya baslamisimdir : Ah canim ne de özenmis bu perdelere, keyfini surebildi mi acaba? Ay ne guzel ne aydinlik mutfagi varmis. Aa yüksük koleksiyonu varmis, dikis de dikiyormus, bir sürü kumasi, iplikleri... 
Mesela bir onceki evin hanimi resim yapiyordu. Evde bir sürü tuval, boyalar, fircalar vardi. Bu seferki hanimefendi dikis yapiyormus, bir de etamin ! 


Amerika' da toplamda yaklasik 8 yildir bulunmama ragmen amerikalilarla ayni ortama girmedim, yani ne arkadaslik, ne komsuluk.. Bir aile dostumuz var ama onu da yilda bir kez goruyorum diyebilirim. Velhasil bilmiyorum haklarinda birsey... Cocuklar okula baslayinca ogretmenlerle, sinif etkinlikleri yuzunden de birkac veliyle muhattap oluyorum ancak yine iclerinde degilim. Okuldaki genel görünümden bildigim ögrendigim bir tek sey var o da yapmacik olmalari. Istisnalar kaideyi bozar tabii. Ancak zoraki gulumsemeleri ve kafalarini cevirdikleri anda yuzlerindeki gulumsemenin bir anda donmasi... Ve bunu görmek -benim icin- hala cok sasirtici. Bunu cocukluktan ögreniyorlar... Selam vereceksin, gülümseyeceksin ve iltifat edeceksin. Ama bunlari o kadar abartili bir sekilde yapiyorlar ki. Sanki birileri o anda ciglik cigliga bagiriyor kulagima: sana yalan söylüyoooor!!!!!
Of niye anlattim ki bunlari... Ben nasil bir mantaliteye sahipler ki evsahibinin ic camasirlari (sutyen) bile satisa cikariyorlar, diyecektim.. Tuvalet pompasinin üzerinde etiket vardi: 2 $. E Walmart'ta yenisi 99 cent !!!! 


Bu Estate satislari bana yaramiyor. Ölüm geliyor aklima yine. Benim esyalarim ne olacak ben ölünce... Semra abla öldügünden beri, yani 38 yasimdan beri bu dünyada gecici oldugumu her gün hatirliyorum. 38 den once bu kadar hatirlamazdim..


 Not: Bu, dikisle ilgili esyalarin yanindaydi. 
Üzerinde yazmasa ne oldugunu anlamayacaktim. Dikis yaparken etek boyunu isaretlemek icin kullaniliyormus.

14 Kasım 2014 Cuma

Hayal meyal düsler gibi ...yosun tutan....


Bu masaya oturalim dostlarla. Yemekler yensin, tatlilar esliginde en guzel anilari bir daha bir daha anlatalim..

8 Kasım 2014 Cumartesi

Just..


Etamin yapmak ve The Mentalist'i seyretmek istiyorum. O kadar!

23 Ekim 2014 Perşembe

Ben yaslaninca...


Is te bu: Yasliligim. Yani ben boyle olmasini istiyorum. Ama otuzunda, kirkinda makyaj yapmaya üsenen bir tip yetmisinde yapar mi? Cok zor ! Ama belli mi olur?! 

3 Ekim 2014 Cuma

Olmaz mi?


Daha bitmedi...
Bitince soyle birsey olacak :


Ne olurdu minicik bir dukkanim olsaydi soyle iyi bir muhitte, guzel magazalara komsu.. Bir yaninda bir kahveci olsun... Ben bütün gün dizi seyredip etamin yapayim, yaptikca dukkanin raflarina siralayayim. Sonra biri gelip ben bu ornekten 10 tane istiyorum desin, ben de üzgünüm her örnegi sadece bir kez yapma prensibi vardir bu dükkanda diyeyim ...

30 Eylül 2014 Salı

Hüzün geldi

Türküler bitti 
Halaylar durdu 
Horonlar durdu 
Al damar, mor damar, şah damar sustu 
Bahçeler put kesildi birer birer 
Meyveler salkım saçak taş. 
Bir bulut uçardı 
Başı boş bedava 
Yandı kül oldu. 
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu 
Yoruldu yüreğim yoruldu. 
Ağaç büyür arkasında koşamam 
Kervan yürür peşi sıra düşemem 
Yıldız akar uçsam da yetişemem. 
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu 
Yoruldu yüreğim yoruldu.

Bedri Rahmi Eyüboglu

17 Eylül 2014 Çarşamba

Bazen

Büyük dertlerim yok Allaha sükür. Ama bazen yüregim o kadar daraliyor ki... 

Yan sön imlec, sen yan sön ...