Aklimdan Gecenler -1
Aklimda bircok konu var bu ara. Mesela neden blog olusturma ihtiyaci hissederiz? Dusunup duruyorum gunlerdir. Birseyleri kayit altina alma ihtiyaci dedim once. Cunku bu anlamda blog benim ilk vukuatim degil. Yillarca gunluk tuttum. Hatta genel bir temizlik sirasinda 7 yasindayken karaladigim bir defter buldum. " Basima da cikti" diye yazmisim:) Sucicegi olmusum onu anlatmisim, kargacik burgacik yazimla. Ilkokulda duzenli olarak degilse de ara ara benim icin onemli sayilabilecek konulari aktarmisim deftere. Ortaokul ve lise boyunca da devam ettim, hatta universitede de. Sonralari gunlukleri bir tehdit olarak gordum. Cunku birilerinin eline gecme ihtimalinden cok (ki bu ihtimale karsilik kendi alfabemi olusturup cogunu sifreli yazmistim) kendim geriye donup eski gunluklerimi okudugumda beni gulumsetmedikleri gibi sinirlendigimi farkettim. Hic memnun kalmamistim yazdiklarimdan. Sadece ne mantiksizmisim, nelere dalip neleri ihmal etmisim, dedim. Sonra da oturup ne kadar gunlugum varsa imha ettim. Bir gun cocuklarim okur diye dusunup yazmistim belki ama sonraki dusuncem hic okumasinlar daha iyi, oldu. Ergenlik , genclik sacmalari... Tabii mutlu anlarimda degil, mutsuz anlarimda kalemi elime alma aliskanligim yuzunden cogunlukla karamsar, umitsiz karalamalar. Ama bu hep vardi. Tarih atilir, saat not edilir. Hersey kaydedilirdi tarafimdan. Sonra interneti kesfettim. Myspace'i buldugumda ilk sayfami olusturdugumda ne kadar mutlu olmustum. Sonra oglum icin bir sayfa yaptim, sonra daha bir suru blog olusturdum. Internetin baska bir turlu bir yani var. Gunluk tutmaktan cok baska. Cunku bu kez herkese acik bir ortamda yaziyorsunuz. Okunsun diye yazmiyorum diyebilirsiniz ama okunacagini, birilerinin elbet yolunun dusecegini biliyorsunuz. Baskalarinda bu, nasil bir duygu olusturuyor bilmiyorum ama bende bir otokontrol cikartiyor ortaya. Dusunceler daha beynimden parmaklarima ulasmadan bir denetlemeden geciriliyorlar. Bazen yazdigim cumleleri tekrar okuyupp siliyorum. Bu, cok tatsiz! Yaraticiligi engelliyor. (Tabii sadece benim basima gelenlerden bahsediyorum) Iste bir de boyle savunma, aciklama parantezleri aciyorum. Beynindekini aynen aktaran yok mu sayfasina? Var elbet. Belki de yillarca okunmayacak gunlukler tutmanin rahatligini ariyorum simdi. Insanlarin ne dusunduklerini, ne dusuneceklerini her zaman onemsedim. Yaraticiligimi baltaliyorsa, beni kisitliyorsa neden yazmaya devam ediyorum. Neden kendimi ifade etme telasindayim. Bunun altinda yatan birkac neden dusundum. Bana en yakin geleni ise su oldu. Benden sonraya birseyler birakmak. Olup gittikten sonra kelimelerimin bir yerlerde kayitli olmasi. Mete, ilerde annemin boyle bir blogu varmis desin. Hatta kendi ogluna gostersin, bak anneannen neler yazmis, diye. Belki de sadece uzakta ve yalniz olmanin, dost sohbeti yerine bir seyler koyabilme ihtiyacinin sonucu bu. Anlatmam lazim. Kimi insan bu ihtiyaci hissetmez. Dinler ama kendini anlatmaz. Bense sesli veya sessiz hep gevezeydim. Sesli gevezeydim cunku ilkokuldan itibaren, onlugumu cikarmadan, okuldaki ne gecmisse, eve girer girmez bir solukta anlatirdim. Arkadaslarima hep anlattim neyi nasil neden dusundugumu, yaptigimi. Hep paylastim. Derslerimi bile anlatarak calisirdim. Yuksek sesle. Annemin evde olmadigi bir sinav gunu, pacalarim tutusmuscasina halama kosturmamis miydim anlatmak icin dersi. Sessiz gevezeyim, cunku konusmasam da beynimin icinde hep konusurum. Hele ki sesli anlatamadiysam birikir birikir beynimde, gecenin sessizliginde patlak verir. Sonra uyu uyuyabilirsen. Blog fikrini bundan cok sevdim belki. Arkadaslarim yok burda. Ama yine de anlatiyorum iste. Kisitliyorum kendimi ama olsun anlatiyorum. Belki torunum da okur bir gun beni. Birinin oburunun anlattiklari ile degil kendi kelimelerimle tanir beni...
Aklimda cok sey var dedim ya, biri de okudugum kitap: Bir dinazorun anilari, Mina Urgan. Iyi ki yazmis anilarini. Yazmasa cok yazik olurmus. Tahsin Nahit'in kizi. Falih Rifki'nin uvey kizi. Ataturk ile tanismis, dahasi 11 yasinda iken dans etmis, Istanbul'u, 600.000 nufuslu iken yasamis, gormus, cevresindeki ahbaplari dostlari hep edebiyatcilar, o gunun politikacilari... Bu kitabi kac sene once okumustum hatirlamiyorum, bir dakika... Iste yine kayit: Aralik 98 diye not almisim kitabin ilk sayfasina :) Demek nerdeyse 10 yil olmus. Ilk okumam sirasinda bazi cumlelerin altini cizmisim:
" Ahmet Hasim gecimsiz bir insandi. En yakinlarini, ornegin kardesi saydigi annemi bile cekistirirdi; ustelik bana cekistirirdi. "Sen Annen gibi olmayacaksin" derdi. "Anan bas meraklisi degil, sac meraklisidir. Once kivircik sac-senin baban. Olmeseydi, bosanirlardi nasil olsa. Sonra sari kivircik sac- Falih Rifki. Ondan da bosand iste ! Sen anan gibi sac meraklisi degil, bas meraklisi olacaksin" derdi. Hasim'in kendi saclari erken dokulmustu. Ne siyah ivircik saci, ne de sari kivircik saci vardi. Baska erkeklerin kel olduklari halde kadinlar tarafindan begenildigini gorunce "kellik yalniz benim basima beladir" der mektuplarinin birinde.
Bir baska alti cizili paragraf :
Basladigim kitabi, kotu de olsa bitirmek huyundan Fethi Naci'nin bir sozu sayesinde kurtuldum: "Karpuzu kestin. Baktin ki kabak. Gene de zorla yiyecek misin o karpuzu? "demis Fethi Naci.
Bende de bu kotu huy vardi, nedense kitabi yarida birakmak bana cok kotu gelirdi. Savasa cikip yari yolda yenilgiyi kabul edip, gerisin geriye donmusum gibi. Ama ben de Fethi Naci'nin sozu ile kurtuldum. Yasam dedigin boyle olmali. Dopdolu.. Benim gibi biri soyluyor bunu. Bir arkadasima, yasa ki hatirlayacak, anlatacak birseylerin olsun, dedirtecek kadar yasama kiyisindan bakan bir kisi... Kendi hayatima ben karar verseydim, nasil kosullarda bir yasam isterdim diye hayal ettigimde, yine yalniz, olabildigince sakin bir cerceve hayal ediyorum. Malta'da klasik sari tasli, balkonlu bir ev satin alip kitaplarim, bilgisayarimla yasardim diyorum. Isim kesinlikle sanatla, yaraticilikla alakali olmali ve evden yurutebilecegim, insanlarla biraraya gelmek zorunda kalmayacagim bir is olmali. Tabii ki dostlarim olmali cevremde, ama herkes degil, kuru kalabalik degil, gercek dostlar.. Yilin bir kismi husu icinde Malta'daki evimde gecerken, bir kismi da seyyah gibi yollarda gecmeli. Kesfetmeli, yeni seyler gormeli yeni seyler ogrenmeliyim. Yasamin tam ortasina atlamali, biriktirdigim enerjimi harcamaliyim. Ogrendiklerimi, kesfettiklerimi sindirmek, uzerine dusunmek icin yine koseme cekilmeliyim sonra. Kimse gel dememeli, git dememeli. Ben kabugumdan istedigimde cikmaliyim. Zorlama yok, baski yok... Anlamsiz yargilardan, laf olsun diye soylenen sozlerden, konusmus olmak icin konusanlardan, kendi kompleksleri icinde can cekisirken etrafa alev puskurtenlerden uzaklarda olmaliyim. Yorgun dustugumde siginacim bir liman olmali. Bu limanin adresi kimsede olmamali.
Aklimdan gecenler bunlarla bitmiyor tabii...
Oglum uyandi.



5 yorum:
suskunlugun sana bi dolu aklindan gecen dusunce getirdi demek fulyacigim.
ne tesaduf lise yillartinda bende gunluk tutmustum.bende okuyamasin kimseler diye kendi alfabemi olusturmus, sifreli yazmistim.acip bakan bu neki deyip kapatiyordu.:))
sevgiler
leyla
Bende aynı soruyu şimdi sordum kendime ama tam cevabını bulamadım...Ama nedenleri az çok var tabiiki;
Mesela eşimin işlerinin bozulması;
Çocukların karmaşası;
İşe geri dönebilirmiyim acaba diye düşünürken, iş ilanlarına bakmak yerine yemek bloglarında ne işim vardı;
Bu lezzetli sayafalardan bir tanede bende olsa keşke hayali;
vs....Açtık bir kere gittiği yere kadar :))
Fulya'cığım umarım kalbinden geçen tüm hayallerin gerçek olur.
Kalemine sağlık ahretliğim yine çok çok güzel ifade etmişsin düşüncelerini bir solukta okuyuverdim.
Leylacigim, demistim ben sana cok ortak noktamiz diye:)
Pelin'cigim aslimda sebepsiz olmuyor hicbirsey. Senin sebeplerine uzuldum, sagliginiz yerinde olsun hep insallah. Gerisi bir sekilde hallolur degil mi? Ayrica insan cok sikintili donemlerinde kafasindakileri uzaklastirmak istiyor. Sanirim ben de oyle bir donemde yemek sitelerine dadandim:)
Insallah senin hayallerin de gercek olur Pelincigim.
Aylacigim sagolasin. Yazilarim konusunda her zaman en buyuk destekcim oldun. Keske bu kadar uzak koselerde kalmasaydik.. Seninle sohbetlerimizi cok ozledim..
evet gercekten oyle sanirim.:)))
leyla
Post a Comment