Monday, October 6, 2008

Kurbagali Evin Halleri


Aslinda su anda buyuk bir suc islemekteyim: Kuzu (Kucuk oglum) uyuyor, koc (Buyuk oglum) uyumak uzere, ben kosa kosa gidip uyumam gerekirken bilgisayar basindayim... Geceleri nerdeyse saat basi uyanip en az bir saat ayakta kalan ben degil miyim. Sahi oglum ne zaman dogdu da bir aylik oldu?
Yukaridaki fotograf gecen sene cekilmis ancak su anda da durum ayni. Yamur yagar yagmaz minicik kurbagalar cimenlikte zip zip zipliyor, camimiza yapisanlar da cabasi. Onlara bakarken dalip gidiyorum camin bu yaninda: Bir gun bu evi, bu sessizligi, esimle herkeslerden uzak yasadigimiz bu hayati, sosyal hayatimizin bir kac ahbapla gorusmelerimizden ibaret olusunu, bu onyargilardan uzak, bazen huzur bu dedirten, bazen ozlemden kolumuz kanadimiz kirikmiscasina nefes aldigimiz bu hayati ozleyecek miyim? ( Cumlelerin uzun olmasi tehlikelidir. Anlatim bozukluklarina yol acar :) Ama donup bozukluk arayacak, hele bir de duzeltecek halim hic yok) O zaman diyecegim ki, ah kurbagali evim... Ailelerimizden, memleketimizden uzakta yasamanin yasamak olmadigini soyledigim anlarda bile aslinda gelecek icin anilar biriktiriyoruz. Yasiyoruz yani. Bu sakinligin icinde anlatilacak o kadar cok sey var ki aslinda yasanilmis ve hala yasanilan. Mudurum sana sesleniyorum: Sikayet etmeyin derdin, sikayeti olan gitsin ! Ama hala burdaysaniz o halde susun ! Benim sizlanmalarim hic bitmiyor, ne yazik ! Ama bazi anlar farkediyorum, bu kurbagali evi sevdigimi, bu sessiz dunyayi sevdigimi.
Gerci bu ara sessiz oldugumuz pek soylenemez ya :)
Artik uyumaliyim. Kuzu bir saate kalmaz uyanir, onun gaz sancisi yuzunden attigi cigliklardan koc uyanir, babasi kocun yanina gider, anne kuzu ile ilgilenir. Baba sabahin cok erken bir saatinde ise gider. Kuzu uyanir, anne kuzunun karnini doyururken, koc uyanir yanina birini ister. Anne, kuzuyu da alip kocun yanina gider. Koc, kuzuyu oper, tekrar uykusuna doner, yatagindaki misafirlerden memnun bir sekilde siritarak. Koc, kuzu ve anne, koyun koyuna uyurlar sabahin ilk isiklari odayi aydinlatirken...

10 yorum:

Ebruli said...

Cama atlayip, orada yapisip kalmis kurbagaya bayildim. Ne guzel bir manzara yakalamissin gecen sene...

Zehra said...

Sevgili Fulyacığım...ne güzel ifade etmişsin,kendimi de buldum bu sözlerin içinde.Bazen bende kapılırım buna benzer duygulara,yabancı ellerde,birkaç dostla,küçük evimizin yer aldiği bu çerçeveyi sonradan çzlermiyim diye...bence özleriz,yitip giden anilarımızın ardından.. sevgilerimle,

zehra

Sezer said...

Sevgili Fulya,
Satırlarını yine bir solukta okudum, hayat ne kadar karmaşık gelir bazen. Yıllar geçip geriye baktığında bunları ben mi yaşadım, diyorsun. Bir ömür sanki bir an... İçindyken koşturmaktan yorulduğun yetişememekten korktuğun anlar anı olacak belleklerde. bu günleri gülümseyerek anacaksın, Dilerim, yeşlılığımız da bugünlerimiz gibi dopdolu geçsin ki özlem duymayalım geçmişe.
Kendini yormamaya çalış!
Sağlıcakla kalın :)
Sezer

neslihan said...

Güzel uykular güzel aile...

pelin said...

Fulya fotoğraf çok hoş,kurbiş cama nasılda yapışmış :) şaşırdım.. Sızlanmak hep iyi gibi yapmaktan veya görünmekten çok daha iyi...

Kuzu ne çabuk bir aylık oldu..Kocaman maşallah..Meteyide öperim.Bende dün gece hiç uyumadım..Eşim evde yoktu ve çok korktum:)) şimdi ölüyorum uykusuzluktan...

Anonymous said...

fulyacigim.
ne kadar guzel anlatmissin.

hele sonu cok guzel baglamissin.yuzumde bir tebessum olusturdun.

allah evlatlarini sana bagislasin.

hepimizin evlatlarini korusun.

bu yazi,bu aralar cok bunladigim ve sikayetlerimin arttigi bir donemde bana bir kendine gel yazisi gibi oldu.dogru eger gitmiyorsan sikayet etme degil mi?

bari yasadigimiz yerde guzel anilar biriktirelim sikayet etmistim denilen anilar yerine.:))

kendine iyi bak.
kuzuyla kocu opuyorum
sevgiler
leyla

Tijen said...

Uyumadan önce kuzucuğun mis kokulu yanaklarina birer öpücük kondur...

Ebruli said...

Sablonunu degistirmissin; ne oldu "bu aralar surekli salata ve sebze yemegi yapiyorum" mu demek istiyorsun. Senin fotografin daha guzeldi Fulyacim!...

Yunkabu said...

Begenmene sevindim Ebru, ne sevimli duruyor degil mi? :)

Zehra, ben de ozleyecegimize karar verdim. Hem de cok ozleyecegime eminim. Peki ama zamani yasarken sizlanmalarimizi nasil bitirecegiz?

Sevgili Sezer, yasliligimiz cok dolu gecmesin :) Sakin huzurlu gecsin bence. Gunumun en hareketli ani sert esen bir ruzgar olsun mesela:) Buna ne dersin?

Sagol Neslihan:) Uyku bana bu aralar ugramiyor erci:)

Pelincim, zaman nasil geciyor anlamak mumkun degil. 1 aylik oldu hatta benim ancak yanit yazabildigim bugun 40 gunluk oldu:)

Leylacigim, bunaldigin bir donemde yazim biraz ise yaradiysa ne mutlu bana. Ve evet, guzel anilar biriktirelim...

Sevgilerimle

Cafe Gusto said...

Sevgili Fulya bazen insan vatanında bile kendini yalnız hissedebiliyor.Ben 14 yıl İzmir'de tek başıma yaşadım ama bütün dünyamı orada kurdum.2000 yılından beri Samsundayım ve ben de çok yalnızım.Maalesef iş ortamım çok çevre edinmeye müsait değil.Çalışınca evde de olamıyorsun komşun olsun..O nedenle seni anlıyorum.Ama önemli olan o yanlızlıkta eşin ve çocuklarınla huzur duyabiliyorsan dünyanın en mutlu insanı sensin.En kalabalık aileye sen sahipsin...lahana sarman için de eline sağlık :)) sevgiler...