28 Aralık 2011 Çarşamba

Audrey Hepburn

Amerikan klasik filmleri ile ablam sayesinde tanıştım. Aslında düşünüyorum da ablam hep önümü açtı. Müzikalleri, kitapları, tenisi.. Harry Potter daha gündemde bile değilken o okuyordu, bana da okumamı tavsiye ediyordu. Audrey'in onunla izledim. Ve diğerlerini... Fred Astaire, Cary Grant, Kim Novak, Grace Kelly... Önce Marilyn ardından da Audrey'nin biyografisini okudum. Aralarında 3 yaş fark var. Aynı dönemlerde film piyasasında bulunmuşlar. Tabii kitapta onların birlikte rol aldığı aktörler, aktristlerden bahsediliyor. Ve ben hepsinin hikayesini çok merak ediyorum.

Audrey bir baronesin kızı. Yaygaracı olma deriş ona annesi. Sadece sen yoksun. Sevgisini göstermeyen bir kadınmış. Soğuk denebilecek kadar. Babası , Audrey küçükken evden ayrılmış, bir daha da kızını aramamış. Sevgiden yoksun büyümüş.


12 yaşındayken Nazi dehşetini yaşamış. Çimen katıp ekmek yapmışlar. Açlıktan sağlıkları bozulmuş. Hatta Nazi askerlerini atlatıp bir paraşütçüye saklanacağı yer ile ilgili bilgi vermek gibi gizli ve tehlikeli bir görevi de yerine getirmiş. İki abisinden savaş sonuna kadar haber alamamışlar ve öldüklerini düşünmüşler. Daha çocuk yaşında acıyı, sefaleti yaşamış. Savaş sonrasında da annesiyle birlikte yaralı askerlere bakmışlar. Barones para kazanmak için temizlik de dahil bir sürü iş yapmış.

Audrey dansçıydı. Bale eğitimi alıyordu. Ancak savaş ile hem eğitimi aksamış, hem vücudu zayıflamış, yıpranmış. Savaştan sonra eğitimine devam etmiş. Ama artık yaş olarak sınırı geçtiği için, başrol oyunucusu olarak yetişemezdi. Para kazanmak için modellik yapmaya başladı. Müzikallerde dansçı olarak çalıştı. Sonunda da oyuncu oldu.

Kesinlikle çok disiplinli, alçakgönüllü, hep kendini yetiştirmeye çalışan, şöhretle başı dönmeyen, tüm çalışma arkadaşlarına saygılı, duyarlı davranan bir oyucu. Moda ikonu oldu. Hubert Givency ile çok iyi arkadaş oldu. Zarafeti, naifliği onu özel yapıyordu. Özel hayatında çok mutlu olduğu söylenemez. İki kez evlendi. İki çocuğu oldu. Sonra film çevirmeyi bıraktı. UNİCEF'in iyi niyet elçisi oldu. İşini hakkını vererek, gönlünü vererek yerine getirdi. Kolon kanseri yüzünden hayatını kaybetti.

Herkesin tanımaktan , arkadaşlığından keyif aldığı, iyi bir insandı. Kelimenin tam manası ile iyi.





Kitap: Audrey Hepburn'ün Hayatı - ZARAFET

Yazar : Donald Spoto

0 yorum: