Amerikan klasik filmleri ile ablam sayesinde tanıştım. Aslında düşünüyorum da ablam hep önümü açtı. Müzikalleri, kitapları, tenisi.. Harry Potter daha gündemde bile değilken o okuyordu, bana da okumamı tavsiye ediyordu. Audrey'in onunla izledim. Ve diğerlerini... Fred Astaire, Cary Grant, Kim Novak, Grace Kelly... Önce Marilyn ardından da Audrey'nin biyografisini okudum. Aralarında 3 yaş fark var. Aynı dönemlerde film piyasasında bulunmuşlar. Tabii kitapta onların birlikte rol aldığı aktörler, aktristlerden bahsediliyor. Ve ben hepsinin hikayesini çok merak ediyorum.Audrey bir baronesin kızı. Yaygaracı olma deriş ona annesi. Sadece sen yoksun. Sevgisini göstermeyen bir kadınmış. Soğuk denebilecek kadar. Babası , Audrey küçükken evden ayrılmış, bir daha da kızını aramamış. Sevgiden yoksun büyümüş.
12 yaşındayken Nazi dehşetini yaşamış. Çimen katıp ekmek yapmışlar. Açlıktan sağlıkları bozulmuş. Hatta Nazi askerlerini atlatıp bir paraşütçüye saklanacağı yer ile ilgili bilgi vermek gibi gizli ve tehlikeli bir görevi de yerine getirmiş. İki abisinden savaş sonuna kadar haber alamamışlar ve öldüklerini düşünmüşler. Daha çocuk yaşında acıyı, sefaleti yaşamış. Savaş sonrasında da annesiyle birlikte yaralı askerlere bakmışlar. Barones para kazanmak için temizlik de dahil bir sürü iş yapmış.
Herkesin tanımaktan , arkadaşlığından keyif aldığı, iyi bir insandı. Kelimenin tam manası ile iyi.
0 yorum:
Yorum Gönder