25 Ocak 2012 Çarşamba

Kocataş Yalısı

“Eski bir yapıya özenle bak, onun üstüne titre; elinden geldiği kadar ve ne pahasına olursa olsun onu bakımsızlığın, yıkkınlığın etkilerinden koru. Bir tacın mücevherlerini sayar gibi onun taşlarını say! Kuşatılmış bir kentin kapısındaymışçasına ona bekçiler, gözeticiler koy; gevşeyip oynadığı zaman demir kemerlerle perçinleyip pekiştir; çökme tehlikesi karşısında payandalar dik; bunu şefkatle, saygıyla, sürekli olarak yap ki gelecek birçok kuşak onu görüp gölgesi altından yürüyüp geçsin!”

Ruskin


1997 yılındaki yangından sonraki hali



Kocataş yalısı sahibi Necmettin Molla'nın torunu Yusuf Mardin'in yazmış olduğu ''Kocataş Yalısı ve Anılarım adlı kitabın önsözünde kullanılmış bu alıntı. Çok sevdim. Onunla başladım ben de. Ve dediği gibi ben bir zamanlar Kocataş Yalısının gölgesinin altından yürüyüp geçiyordum. Önünden geçmek yerine sütunlarının gerisinden merdivenlerinden yürüyüp giderdim. Zevkle. Sonraları nelere daldım bilmiyorum ama şu 1 ay öncesine kadar hiç ilgilenmedim onun başına gelenlerle. Meğer neler olmuş. Şimdilerde Sarıyer Mesarburnu caddesindeki tüm yalılarla ilgileniyorum. Adlarını öğrenmek istiyorum, kimler yaşamış içlerinde, nasıl hayatlar yaşanmış, yenilenmiş mi, yenilenecek mi? Araştırmaya başlar başlamaz her gün önünden geçip gittiğim, aslında bakıp tam olarak görmediğim yalılar hakkında neler öğrendim, neler. Araştırmama bir rüzgarlı günde sokağa çıkıp tüm Mesarburnu üzerindeki yalıları sırası ile fotoğraf makinemin içine hapsederek başladım. Çünkü bazıları daha ünlü. İsimleri kolay bulunabiliyor. Ve bilmem hangi yalının ardından sırasıyla şu şu yalılar gelir diye saymaya başlanıyor ki, benim de sıralamayı görmem şart olmuştu. Biri şu anda dersane olarak kullanılmakta. Ama içindekiler çalıştıkları yalının adını dahi bilmiyorlar. Başka birinde bir cinayet işlenmiş, diğerinde ünlü Osmanlı tarihçisi, birinde ünlü tanbur ustası yaşamış... Daha neler bulacağım kimbilir...


Kocataş Yalısı ve Anılarım kitabını yazan Yusuf Mardin'in kuzeni şöyle anlatmış bu yalı ile ilgili pişmanlığını:


Kalabalık ailesi yazları beraber olsun, böylece birbirine bağlı ve mutlu bir şekilde yaşasınlar diye, büyükbabamın Sarıyer’de satın aldığı yalıdaki binbir anıyı ve aile fertlerinin yaşam hikâyelerini kapsayan bu eser, geçenlerde elime geçti. Biraz karıştırdım, o yıllar gözümün önünden geçti ve bir kez daha anladım… Suçluyum… Hatta benim gibi ailemin tüm fertleri de suçlu. Bu böyle biline… Biz o yalıya gereken önemi vermedik, ona saygı göstermedik, tam anlamıyla göz kulak olmadık, bakamadık… Evet, bir bekçisi vardı, ama büyükbabamın çalışma odasının kapısını, bir gece kulübünün girişinde gördüğüme göre, ona güvenmenin hata olduğunu kabul etmeliydim veya etmeliydik. Yine bir tanıdığım, elini kolunu sallayarak boş yalıyı gezip yere saçılmış fotoğraflardan bir deste aldığını söylediğinde, kilitleri kontrol edip daha dikkatli olmanın çarelerine bakabilirdim. Ve nihayet, bir gece evsiz bir zavallının pişirdiği yemekten sıçrayan kıvılcımlarla yanan o görkemli yalının her alevinde benim de bir katre günahım yok muydu? Hepimiz suçluyuz, özür dilerim büyükbabacığım. Biliyorum, çok geç…


Acı ! Çok çok yazık.


1900 yılında Sarkis Balyan adlı bir mimara yaptırmış bu yalıyı Abdurrahman Nurettin Paşa (1833-1912)


Ardından Maksudzade Sebul Bey olmuş sahibi.


Sonra da Abdülhamit'in torunlarından Şehzade Ahmet Efendi yalıyı satın almış.


Daha sonra Şakir Rıfat Atılhan'a geçen yalıyı 1929 yılında Necmeddin Molla otuz beş bin liraya satın almış.

Ansiklopedik bilgi için Wikipedia'ya başvurdum :


Necmettin Molla Kimdir ?


Necmeddin Molla Kocataş (d. 1875 İstanbul- ö. 1949 İstanbul) Osmanlı Devleti Adliye Nazırı, TBMM Kastamonu Milletvekili. Halkla İlişkiler uzmanı Betûl Mardin'in dedesidir.
Necmeddin Molla
1875 yılında İstanbul'da doğdu. 1896 yılında Hukuk Mektebi'nden mezun oldu. 1905 yılındaki Yıldız suikasti davasında Yıldız Suikastı, (21 Temmuz 1905 günü Osmanlı padişahı II.Abdülhamit'e karşıErmeni Devrimci Federasyonu tarafından Yıldız Hamidiye Camii önünde yapılmış bombalı bir suikast girişimidir) muddeiumumilik (baş savcı) yaptı. 1908'de dört ay Bağdat Valiliği yaptı. 1909'da Adliye Nazırı oldu ve Şura-yı Devlet Reisliği yaptı. Sadrazam vekilliğinde bulundu. 1912 Nisan-Ağustos Osmanlı Meclis-i Mebusanı'na Kastamonu üyesi olarak katıldı. Ayrıca Büyük Millet meclisine de Kastamonu vekili olarak girdi.
Cumhuriyet döneminde Kocataş soyadını alan Necmeddin Molla 1929
yılında İstanbul Sarıyer'deki Kocataş Yalısı'nı satın aldı. Bu yalı Mustafa Kemal Atatürk dahil Cumhuriyetin birçok ilerigelenlerinin uğrak yeri idi. Atatürk bu yalıda Nuri Çonker, Tahsin Üzer, Ruşen Eşref Ünaydın ile eşi, Meclis Reisi Kazım Özalp, Fethi Okyar ve eşi Galibe Hanımın bulunduğu toplantıda, eski Başbakan Fethi Okyar'a bir siyası parti kurması talimatını vermiştir (30.07.1930).Yalının bahçesinde gezinirken rastgeldiği kaynak suyu Kocataş Suyu olarak bilinir. Necmeddin Kocataş 1949 yılında İstanbul'da öldü.

Yalıyı incelediğim bir yazıda ansiklopedik bilgi vermemem imkansız, tercih etmesem de. Gelelim benim hoşlandığım tarzda Necmettin Molla'nın kim olduğuna :


Necmettin Molla'nın kızı Fatma Fahire hanımın ilk çocuğu Betül Mardin anlatıyor mesela dedesini. Çocukluğu Kocataş yalısında geçer. Biraraya toplandıklarında ailenin nüfusu 24'ü bulmaktadır. 10-12 yaşlarına kadar, masada tuzlukla çizilmiş sınırın alt tarafında oturanlardandır Betül Mardin. Tuzlukla belirlenmiş sınır "konuşamayıp dinleyenler", yani sayıları 10'u bulan torunlar içindir. Sınırın beri tarafında olmak, büyükbaba Necmettin Kocataş'ın her an sorabileceği sorulara maruz kalmak anlamına da geliyordu. Mesela "İstanbul'un fethi?..." der demez cevap verilmezse büyükbaba çok kızardı.

Necmettin Molla'nın yalıda ağırladığı misafirlerinden bazıları Yahya Kemal, İbnülemin Mahmut Kemal, Dr. Rıza Nur, Neyzen Tevfik, genç Türkiye Cumhuriyetinin dördüncü başbakanı Fethi Okyar, Kılıç Ali, Necip Fazıl, Atatürk.. Atatürk bu yalıda Nuri Çonker, Tahsin Üzer, Ruşen Eşref Ünaydın ile eşi, Meclis Reisi Kazım Özalp, Fethi Okyar ve eşi Galibe Hanımın bulunduğu toplantıda, eski Başbakan Fethi Okyar'a bir siyası parti kurması talimatını vermiştir (30.07.1930).


Betül Mardin'in babası Muhiddin Arif Mardin, Necmettin Molla'dan kızını istemeye gittiğinde "Çalışmayana verilecek kızım yok" cevabını alır. Necmettin Kocataş, damat adayı Muhiddin Arif'e bu cevabı verir vermesine ama ona Selanik Bankası'nda bir iş bulmadan da edemez. Buradan Osmanlı Bankası'na geçer. Bu arada yatırım yaptığı pamuğun fiyatı düşer ve Muhiddin Arif bu yatırımdan oldukça zarar eder. Sonrasında ailesini alarak Kocataş Yalısı'na gelir iç güvey olarak. Ve bütün borçlar Necmettin (Molla) Kocataş tarafından ödenir. O sırada İş Bankası Galata 2. Şube Müdürlüğüne getirilen Muhiddin Arif Bey, 2. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde de bankanın Mısır Şubesi'ne müdür olur. Bu arada pamuk fiyatları yükselir ve Muhiddin Arif Mardin 'milyoner' olur.


Betül Mardin evde 5-6 dil konuşulduğu için altı yaşına kadar konuşmamış. önemli birinin sofrasından ekmek çalıp yedirmek lazım demişler. Atatürk'ün misafir olduğu bir gün sofradan ekmek aşırılıp (!) Betül'e yedirilmiş. Ama işe yaramamış. Betül hanım konuşmaya başladığında ise fransızca kelimelerle başlamış.
........


Biz önünden geçip gidiyoruz ama meğer arkada kocaman bir alan var, ahırlar, müştemilat... içini görebilseydim keşke. İçini gösteren bir fotoğrafçık bulabildim sadece...

Yalının Mimari Özellikleri

Bu yalı arkasındaki 17 123 m2’lik bir alanda yer almıştır Üç katlı yalının ortasındaki ana bölüm ve bunun iki yanındaki ikişer katlı servis binalarından meydana gelmiştir Bu binalarla ana bina arasında katlarla bağlantı bulunmaktadır Asıl yapıya dört sütunun taşıdığı bir portikten girilmektedir Bu portiğin üzerindeki iki kat dışarıya çıkıntılı olarak yükselmiştir Bu çıkmanın son katının üzerinde üçgen şeklinde bir alınlığa yer verilmiştir Cephelerdeki düz ve basık kemerli olan pencerelerin tümü panjurludur.


40 odası ve müştemilatı mevcut olan yalıda, girişin hemen ardında yer alan taşlığa ikisi karşıda olmak üzere dört kapı açılmaktadır Bu kapılardan sağ ve soldakilerden ikisi şömineli odalara açılır Karşısına gelen camekânın hemen ardında yine sağ ve solda yan binalara geçişi sağlayan koridorlar vardır Aynı zamanda burada önce çift sonra da tek yönlü olarak üst kata çıkan ana bir merdiven bulunur Bu merdiven rokoko üslubunda dökme demir korkulukludur Duvarları ise yağlı boya natürmort boyalarla bezenmiştir Merdivenin birinci sahanlığından camekânlı geniş bir kapı arka balkona açılır İkinci kattaki sahanlıktan büyük bir salona geçilir Bu salonun çevresinde de yan odalar bulunmaktadır. Burada yanlardaki kapılardan alt katta olduğu gibi yan binalara geçiş sağlanmıştır Bu salonlar kabartma alçı rokoko bezemelerle süslenmiştir.


Yalının üçüncü katında basık tavanlı odalar bulunur Bunların hizmetli odaları olarak kullanıldığı sanılmaktadır Yan taraftaki servis binalarında da mutfak ve kilerler vardır. (Kaynak)


Dün akşam beni çok sevindiren başka bir yazı buldum. 2009'da bir proje başlatılmış Kocataş yalısının restorasyonu ile ilgili :

Kocataş Yalısı - 2010
Büyükdere - Sarıyer - İstanbul
Proje Başlangıcı: 2009
Durum: Tamamlandı.
İşveren: Alem Gayrımenkul A.Ş.
Proje Bilimsel Danışmanı: Prof.Dr. Oğuz Ceylan (MSGSÜ)
Malzeme Analizleri: Doç.Dr. Ahmet Güleç (İÜ)
Yapı Alanı: 3500 m2
Parsel Alanı: 17.000 m2
Yapım Yılı: 19. yüzyıl sonu
Yapım Sistemi: Ahşap ve Kargir

Büyükdere Sahili'nin en önemli yapılarından biri olan Tarihi Necmettin Molla Kocataş Yalısı'nın belgeleme, inceleme, tarihi araştırma ve dönemleme çalışmaları ile koruma - onarım ve kısmi yeniden yapım projelerinin hazırlanması.Yapı, 19. yy. sonu geç Ampir ve Eklektik üsluba göre inşa edilmiştir. Sahil kısmındaki yapılar üç bloktan oluşmaktadır. Orta kısımda ahşap olarak inşa edilmiş 3 katlı ana yapı, doğu tarafında ana yapı ile bağlantılı 2 katlı ahşap yapı, batı tarafında ise kargir olarak inşa edilmiş 3 katlı yapı bulunmaktadır. 17.000 m2'lik bir yüzölçümüne sahip İstanbul Boğazı'nın en güzel parsellerinden biri içinde bulunan Necmettin Molla Kocataş Yalısı, sahil kısmındaki yapıların yanında, parselin üst bölümlerinde, ahırlar, seyis evleri, sarnıçlar ve diğer servis mekanlarının bulunduğu irili ufaklı birçok yapıdan oluşmaktadır. Yapıyı 1929 yılında satın alan Molla Necmettin Kocataş, bir dönem sadrazam vekilliği de yapmış dönemin önemli kişilerinden birisidir. Şirket-i Hayriye'nin kurucuları arasındadır. Yapı yakın zamana kadar aynı ailenin mülkü olarak kalmış, Kocataş Ailesi ve Mardin Ailesi'nin önemli simaları yalıda yaşamışlardır.
Koruma ve onarım çalışmaları sonrasında yapı özgün işlevinde olduğu gibi konut olarak kullanılacaktır.1986 yılında 1. Grup tarihi eser olarak tescillen yapı, zamanla terk edildiğinden bakımsız kalmış ve 23 Şubat 1997’de geçirdiği yangın sonrasında kullanılamayacak hale gelmiştir. 2009 yılında başlatılan koruma ve onarma çalışmaları kapsamında yalının rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlanmış ve rölöve-restitüsyon ve restorasyon projeleri Koruma Kurulu tarafından onaylanmıştır. (Kaynak)

Bugünkü hali

Son ikisi, önü kapatılmış olduğu halde eğilip bükülüp bulduğum bir aradan çektiğim fotoğraflar

Yenilenip aramıza dönmeni bekliyorum Kocataş. Tüm anıların, tüm ihtişamınla.

0 yorum: