
Yunus'u uyandirmamak icin hayalet gibi cikiyorum evden her sabah. Sabahin soguguna ciktigimda copculeri goruyorum ilk. Minibuste derdim en one oturmak. En azindan pencere kenari. Ikinci minibus icin cok beklememeyi diliyorum ilkinden inerken. Hincahinc kalabalikta cep telefonum calinmasa bari diyorum. (Basima gelmisti korkum ondan). Is yerine, yoldan gecen arabalar beni islatmasalar diye urkerek yuruyorum. Bilgisayarin acilmasini bekliyorum, cay saatini sonra yemek saatini bekliyorum, aksam saat 5'teki Turk kahvesi faslini bekliyorum. Aksam evime giden otobuse yetisme derdine dusuyorum. Ev malum.. Ve uyku, en tadina doyulamayan cinsinden...
Bugun bir blogda harika bir duvar suslemesi gordum. Bir evim oldugunda uygulama fikri ile simdiden mutluyum.
Bu kadar !
2 yorum:
çok telaşeli bir hayat...hele şu yol meselesi.İstanbuldayken gidiş geliş 2şer vasıtadan toplam 3 saatim yola gidiyordu,tam bir eziyet, yazını okurken o zamanlarımı hatırladım ve evet şu yolda ıslanmama meselesi...kolaylıklar diliyorum.
Kahve Dükkanı'ndan sevgiler...
minicik bir fikirle mutlu olmak güzel :)
aynı koşturmacalar bizdede :)
Yorum Gönder