12 Agustos 1875 tarihinde Istanbul'da dogdu. Ilk ve orta ogrenimini...
Tamam bu bilgiler de onemli ve bir biyagrafinin olmazsa olmazlari elbet. Ama benim tercihim degil. Ben baska turlu bilgiler pesindeyim. Dostlari arasindaki hali, dusmanlarina karsi tavri, kaldigi ev, esleri, sevgilileri, sevdigi yemekler, ailesi, kaprisleri, takintilari... Ulasilamayan biri gibi degil, bizden biri gibi gormek istiyorum belki onlari... Biyografi merakim lise doneminde basladi. Bir ara Ataturk kutuphanesine gidip hayatlarini arastirirdim. Harcligimi, buldugum kaynaklarin fotokopilerine harciyordum. Orhan Veli'nin abisinin yazdigi kitabi buldugumda nasil heyecanlanmistim: Orhan Veli'nin ayakkabi numarasi dahi verilmisti. Tum sevdikleri ve sevmedikleri... Sair Orhan Veli degil, insan Orhan Veli ile karsilasmistim. Sanati ve kendisi ayrilabilir mi? -Hayir. Ama ben ikisini de tanimak istiyorum.
Kutuphanede bir baska kitapla kasilastim: ''Genclik ve Edebiyat Hatiralari''. Yazari, Yakup Kadri Karaosmanoglu. Gercek bir cevher kesfetmistim, cunku edebiyatcilarimi onlarin dostu anlatiyordu, onlarla gezen, yemek yiyen, sohbet eden bir baska degerli edebiyatci. Ve bu arada kendini de anlatiyordu tabii. Daha ne isteyebilirdim. Belki hep istedigim, ama bir ara baslayip yarim biraktigim biyografi arastirmama devam edebilirim. Belki cercevesini biraz kucuk tutarim, detaya girdikce cok buyumustu ve beni asmisti o zamanlar.
Yakup Kadri'nin sirasi ile baslayacagim ben de. Kah onun yazdiklarini birebir , kah benim bulduklarimi ekleyerek... Ya da sadece hissettiklerimi anlatarak... Turk Edebiyat Tarihine ilk psikolojik romani veren bir yazar ile basliyorum: Eylul'un yazari Mehmet Rauf.Ne yazik ki benim okudugum tek kitabi da Eylul. (Okunacak kitaplar listesine bir ekleme: Siyah Inciler, Mehmet Rauf) Yazildigi donemde cok begenilmis, sahaser diye tanimlanmis bir eser. Yakup Kadri 17 yasinda toy bir delikanli iken hayrani oldugu Edebiyati Cedide'nin buyuk yazarini gormeyi - uzaktan bile olsa- cok istemis. Arkadasi Sahabettin Suleyman ise bunun cok zor olacagini soylemis cunku o donem Sultan Hamit'in baskisi yuzunden serbestce dolasmaya cekinir, kimseyle temas etmek istemezlermis. Burdan sonrasini Yakup Kadri'nin kelimeleri ile yaziyorum:
'' Lakin, - ne garip tesaduf ! - cocukluk arkadasimla bu gorusmemizin ustunden birkac gun gecmeyecekti ki, Tepebasi anfiiyatrosunda verilen bir operet matinesinde, tiknaz ve cuce denilecek kadar kisa boylu, bir adam gelip bizim onumuzdeki siraya oturacak; Sahabettin Suleyman da, kulagima egilerek: '' Iste Mehmet Rauf bu.'' diyecekti.
Hangi Mehmet Rauf? Eylul romanini yazan Mehmet Rauf mu? O benim hayalimde, bu romanin kahramanindan, Edebiyati Cedide deyimlerine gore, ''latif, zarif, mustesna ve mutarra'' Suat Hanimin asiki ince duygulu Necip'ten baska biri degildi ve o Necip'in Suat hanim gibi iffetli, temkinli bir genc kadinin gonlunu celebilmesi icin, ruhi asaleti kadar birtakim bedeni meziyetlere de sahip olmasi lazim gelirdi. Oysa, onumuzde oturan adamda bu meziyetleri bos yere ariyorve ona arkadan, enseden, yandan her bakisimda, hayalimdeki Mehmet Rauf'tan uzaklastikca uzaklasiyordum.''
Tiyatrodan cikista birkac dakika gorusme firsati bulduklarinda da yazar, anlasilmaz birseyler mirildanip, kacar gibi uzaklasmis. Yakup Kadri'nin tahmini yazarin onlari hafiye sanmasidir... Yine Sahabettin Suleyman'in kendisine verdigi bilgilere gore Mehmet Rauf gonul maceralarina duskun bir adammis. Bu sebeple de Tevfik Fikret'in halasinin kizi Ayse Sermet Hanim ile evliligi bitmis. (Bu evlilikten iki cocugu var) Sonra da Istanbul'un, guzelligi, zarifligi ile taninmis hanimlarindan birine tutulmus, karsilik bulamayinca da intihara kalkismis. Ancak bir gun oncesinde tum dostlari ile vedalastigindan, intihara kalkistigi gun, arkadasi Huseyin Cahit ve Serveti Funun dergisi sahibi Ahmet Samim tarafindan kurtarilmis. Hayat tarzindan ve yaptiklarindan dolayi en yakin arkadaslari dahi (tevfik Fikret, Halit Ziya Usakligil) selam sabahi kesmisler. Mesrutiyet ilanindan, basin, hurriyetine kavustuktan sonra dostlari cok iyi mertebelere ulastiklarinda Mehmet Rauf, Eylul ve Siyah Inciler'in yazari, sanki ''basin alemine henuz ayak basmis bir edebiyat heveslisi gibi'' yazilarini yayinlayabilmek icin gezete ve dergi idarehaneleri onunde sira bekliyormus. ( Iki kadin dergisi cikarmis : 1908-1909 yillari arasinda Mehasin, 1923-1924 yillari arasinda da Sus adli dergileri)
''Iste bu caresizlik ve yoksunluk icindedir ki, Edebiyati Cedide'nin en temiz, en hissi ask romanini yazan Mehmet Rauf, gunun birinde ''Zambak'' adli yari pornografik bir roman nesretmek zorunda kalacak ve bu roman edebiyat-disi buyuk bir ragbet kazanacakti. O zaman isittigime gore, Mehmet Rauf da bundan kendine epeyce muhim bir maddi fayda saglamistir. Fakat cok gecmeden ''Zambak'' amme ahlakina aykiri gorulerek toplattirilmi, yazari da -bunu anonim olarak yayinladigi halde- yakalanip mahkemeye verilmis ve hapis cezasina mahkum edilmistir.''
Zambak romanini okuyan zengin bir aile kizi (Besime hanim), Mehmet Rauf'a mektupla evlenme teklif etmis. (Bu evlilikten bir cocugu var)Yazar, kalkip Izmir'e gitmis. ''Bas ustunde tutulan bir icguveysi olarak rahat bir omur surmekte'' iken Yakup Kadri'nin tahminine gore karisi istedigi icin ayrilmislar. Tekrar gecim derdine dusmus Mehmet Rauf... Bu donemde, onun eserlerini okuyarak ona gonul vermis 23 yasindaki bir ogretmen kizla evlenmis. (Muazzez Hanim)
Yakup Kadri, onlari Kadikoy'un bir sokagindan kolkola, birbirlerine sokulmus bir halde gordugunde sasirmis. Cunku yazarin inmeli oldugunu isitmis. (1927'de felc oldu) Nitekim bir sure sonra karsilasmalarinda, karisi icin, ''Bu benim yalniz karim degil, ayni zamanda sag kolumdur'' diyerek inmeli tarafinin sag kolu oldugunu anlatmis.
Mehmet Rauf, zorlu yasantisina dayanamamis olacak bir ara Yakup Kadri'ye yazarak, yardim istemis. Yakup Kadri Ismet Pasa'nin yanina gidip bu ricasini ilettiginde, Ismet Pasa, vaktiyle Mehmet Rauf'un Eylul'unu okuyup pek begendigini soylemis ve bu sozune, O, Zambak diye fena bir eser de yazdi ama, Eylul bu gunahinin kefaretidir, diyerek yardim etmeyi kabul etmis.
23 Aralik 1931'de Cerrahpasa hastanesinde oldu. Cenazesinde bulunan edebiyat meraklisi Izmirli Huseyin Rifat'in, cenaze ile ilgili su sozleri, Yakup Kadri'nin hatirindan hic cikmamis:
'' Genc karisi gizleri tabuta dikili olarak ta onde yuruyordu ve o tabutu sanki bu gozlerden cikip uzanan bir sevgi isigi tasiyor gibiydi.''
Not: Acik renkli yazilmis cumleler, Yakup Kadri Karaosmanoglu'nun Genclik ve Edebiyat Hatirlari kitabindan alinmistir.
3 yorum:
Sevgili Fulya,
Yazını büyük bir keyif ile okudum. Mehmet Rauf için de çok üzüldüm. Yaşadıklarını kendisi yönlendirmiş tabii ama yine de çok üzücü. Onu en çok seven de son karısı olmuş zannedersem. Verdiğin bu güzel bilgiler için saol:)
Sevgilerimle...
Fulyacım, harika bir anlatım..Bayıldımm..Sevgiler...
çok güzeldi fulya abla yaa...valla devamını da bekliyoruz ona göre:)
Yorum Gönder